Değerli Kodeksmobilya takipçileri, bu yazımızda “İki Keklik türküsü kimin” ile ilgili sık sorulan soruları yanıtlıyoruz. İki Keklik Türküsü Kimin? Gündelik Hayatın Komik ve Düşündüren Yüzü İzmir’in sıcak bir akşamında, arkadaşlarla çay bahçesinde oturuyorum. Etrafta cıvıl cıvıl insan sesleri, arada martıların çığlıkları… İçimdeki ben diyor ki: “Tamam, sakin ol, sohbet sadece iki kişiyle değil, üç kişiyle, dört kişiyle büyüyor.” Ama arkadaşlar birden “İki Keklik türküsü kimin?” diye soruyor. Ve işte o an, benim içimdeki iki taraf devreye giriyor: biri hemen komik bir cevap patlatmak istiyor, diğeri ise “dur bakalım, bunu ciddi düşünelim” diyor. Gerçekten de bu soru, gündelik hayatın sıradan ama…
Yorum BırakEvin Renkli Hikayeleri Yazılar
Koç Ailesi Nereli? Tarih, Kimlik ve Günümüz Perspektifi Sabah kahvemi yudumlarken bir arkadaşım sordu: “Koç ailesi nereli, hiç merak ettin mi?” İlk bakışta basit bir soru gibi görünüyor, ama insanın kafasında bir dizi soruyu tetikliyor: Zenginlik, güç, tarih ve kültür nasıl bir araya gelir? Ben bir genç olarak, bir emekli gibi geçmişe dönüp düşündüğümde ya da bir memur gibi istatistiklere bakarken, bu sorunun aslında Türkiye’nin ekonomik ve sosyal tarihine dair bir pencere açtığını fark ediyorum. Koç ailesinin kökenlerini anlamak, sadece bir ailenin biyografisi değil; aynı zamanda modern Türkiye’nin ekonomik, kültürel ve toplumsal dönüşümlerini anlamak demek. Koç ailesi nereli? kritik kavramları…
Yorum Bırak“İhlasa Riya Kapısından Girilir” Sözü ve Toplumsal Hayatta Yansımaları Sokakta yürürken, toplu taşımada otururken ya da işyerinde bir köşede otururken gözlemlediğim şeyler, hayatın ne kadar karmaşık ve çok katmanlı olduğunu bana sürekli hatırlatıyor. İstanbul’da, 29 yaşında ve bir sivil toplum kuruluşunda çalışan biri olarak, farklı sosyal grupların etkileşimlerini gözlemlemek benim için hem bir öğrenme hem de sorgulama alanı. Son zamanlarda aklımda sık sık “İhlasa riya kapısından girilir” sözü dolaşıyor. Bu söz, içtenlik ve samimiyet gibi değerlerin, çoğu zaman niyetlerimizi ölçtüğümüz bir kapıdan geçerek ortaya çıktığını ifade ediyor. Ama bu sözün toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet bağlamında anlamı çok daha…
Yorum BırakÖkaryot Hücreler Nelerdir? Toplumsal Cinsiyet ve Çeşitlilik Bağlamında Bir Bakış Günlük yaşamda bir hücre gibi birbirine bağlı ama bir o kadar da farklı bireylerden oluşan bir toplumda yaşıyoruz. İstanbul’un kalabalık sokaklarında yürürken, toplu taşımada metrobüsün içinde sıkışmış insanları izlerken ya da sivil toplum kuruluşunda çalışırken farklı sosyal grupların karşılaştığı zorlukları gözlemliyorum. Bu gözlemlerim bana, biyolojideki “ökaryot hücreler nelerdir?” sorusunu düşündürürken, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet perspektifini de birleştirme fırsatı veriyor. Ökaryot Hücreler Nelerdir ve Günlük Hayata Yansıması Ökaryot hücreler, çekirdeğe sahip ve karmaşık iç yapıları olan hücrelerdir. İnsanlar, hayvanlar, bitkiler ve mantarlar gibi organizmalar bu tür hücrelerden oluşur. Çekirdek,…
Yorum BırakZiraat Hesap Numarası: Hane Sayısı Üzerine Düşünceler Konya’da yaşıyorum, 26 yaşındayım ve kafamın içinde sürekli iki taraf tartışıyor: Bir yanda analitik, mühendis tarafım, diğer yanda duygusal, insani tarafım. Geçen gün bir arkadaşım “Ziraat hesabı no kaç hane?” diye sordu ve işte o an içimdeki ikilem patladı. İçimdeki mühendis, hemen hesaplamalar yapmaya başladı: “Standart Ziraat hesap numarası 6 haneden oluşuyor mu, yoksa IBAN ile birlikte değişiyor mu?” İçimdeki insan tarafı ise şöyle dedi: “Ya ama arkadaşım sadece parayı göndermek istiyor, fazla detay kafa karıştırıyor.” Analitik Bakış: Bankacılık Standartları ve Hane Sayısı Mühendis tarafım der ki: Türkiye’de bankacılık sistemleri belirli standartlara sahip.…
Yorum BırakHoron Dansı Nereye Ait? Geleceğe Bakış ve Günlük Hayatta Yansımaları Horon Dansının Kökeni ve Kültürel Önemi Horon dansı nereye ait sorusu, aslında sadece bir coğrafi işaret sorusu değildir; kültürel hafızamızın ve toplumsal bağlarımızın bir yansımasıdır. Karadeniz’in hırçın dalgaları kadar canlı ve enerjik bir dans olan horon, Trabzon, Rize ve çevresindeki Karadeniz illerine özgüdür. Geleneksel olarak kemençe ve davul eşliğinde oynanan horon, toplulukların bir araya gelmesinin, sevinçlerini paylaşmasının ve hatta tarih boyunca dayanışma göstermesinin bir simgesidir. Kendi hayatımdan örnek vermem gerekirse, Ankara’da yaşıyor olsam da üniversiteden kalan Karadenizli arkadaşlarımın düğünlerinde horonla tanıştım. İlk başta ritmi tutturmak zor olsa da, dans ederken…
Yorum BırakKalibrasyonun Kültürel İzleri: Antropolojik Bir Keşif Bir yolculuğa çıkmak istesek, haritaları ve pusulaları bir kenara bırakıp, insan deneyimlerinin kendine özgü ritimlerini takip etsek nasıl olurdu? Farklı kültürlerin günlük yaşamını gözlemlemek, ritüellerini, sembollerini ve ekonomik ilişkilerini anlamaya çalışmak, insanın dünyayı nasıl ölçtüğünü ve kalibrasyon ne için yapılır? kültürel görelilik perspektifiyle ele aldığımızda ne anlama geldiğini sorgulamak, bu yolculuğun başlangıcı olabilir. Kalibrasyon, sadece teknik bir ayarlama değil; aynı zamanda sosyal düzenin, kimlik oluşumunun ve toplumsal bağların görünmez bir ölçüm aracıdır. Ritüeller ve Sembollerle Kalibrasyon Farklı toplumlarda ritüeller, yaşamı ve zamanı düzenleyen birer kalibrasyon aracıdır. Örneğin, Papua Yeni Gine’deki Huli topluluğunda genç erkeklerin…
Yorum BırakAyı Neyi Simgeler? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından Bir İnceleme Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet kavramları, modern toplumların şekillenmesinde önemli bir rol oynarken, bazen gündelik yaşamda simgeler ve sembollerle de ifade edilir. Ayı figürü de bu bağlamda, özellikle LGBT+ topluluğu içerisinde farklı anlamlar taşır. Bu yazıda, “Ayı neyi simgeler?” sorusunu, kendi gözlemlerim ve deneyimlerim üzerinden, İstanbul’daki sokak yaşamına, toplu taşıma araçlarındaki etkileşimlere ve iş yerlerindeki ilişkilere bağlayarak inceleyeceğim. Ayı, sadece bir hayvan olmanın ötesinde, toplumsal cinsiyet kimliklerinin, çeşitliliğin ve sosyal adaletin simgesi haline gelmiştir. Ayı Figürü ve Toplumsal Cinsiyet Kimlikleri Ayı, özellikle erkekler arasında, vücut tipine dayalı…
Yorum BırakÖğrenmenin Dönüştürücü Gücüyle Karesioğulları ve Osmanlı Eğitim, yaşamın her alanında bir değişim aracıdır. Her birey, öğrendiği bilgilerle dünyaya farklı bir gözle bakar; her deneyim bir mercek, her soru yeni bir kapı açar. Karesioğulları’nın Osmanlı’ya kattıkları da bu perspektiften değerlendirildiğinde, yalnızca siyasi ya da askeri boyutlarıyla değil, bilgi, kültür ve pedagojik değerler bağlamında da anlam kazanır. Bu yazıda, Karesioğulları’nın Osmanlı’ya kazandırdıklarını pedagojik bir çerçevede, öğrenme teorileri, öğretim yöntemleri, teknoloji ve pedagojinin toplumsal boyutları üzerinden ele alacağız. Karesioğulları’nın Osmanlı’ya Katkılarının Pedagojik Yansımaları Karesioğulları, 14. yüzyılın başlarında Anadolu’nun kuzeybatısında etkin olmuş bir beyliktir. Osmanlı ile birleşmeleri, yalnızca coğrafi genişleme anlamına gelmez; aynı zamanda…
Yorum Bırakİstanbul’un Dönüşümü: Saltanatın Kaldırılmasının Ardından Farklı kültürlerin ritüellerini, sembollerini ve akrabalık yapılarındaki çeşitliliği gözlemlemek, insanın dünyayı daha derin bir biçimde anlamasını sağlıyor. İstanbul, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış bir şehir olarak, bu çeşitliliğin en yoğun hissedildiği alanlardan biri. 1922’de saltanatın kaldırılması, sadece siyasi bir dönüm noktası değil, aynı zamanda kentin sosyal, kültürel ve ekonomik yapısında bir dönüşümün de başlangıcı oldu. Bu yazıda, Saltanatın kaldırılmasından sonra İstanbul’u kim yönetti? kültürel görelilik perspektifiyle ele alıyor, kimlik oluşumu, ritüeller ve ekonomik sistemler üzerinden bir antropolojik bakış açısı sunuyorum. Kültürel Görelilik ve Yönetim Antropolojide kültürel görelilik, bir toplumu kendi değerleri ve…
Yorum Bırak